7 Ekim 2014 Salı

Creed Virgin Island Water



Çıkış Yılı:  2007
Tasarım: Creed ailesi

Üst nota: Lime, Hindistan cevizi, Bergamot, Mandalina
Orta nota: Yasemin, Ylang-Ylang, Zencefil
Dip nota: Beyaz misk, Rom, Şeker kamışı


Creed markası parfümlerinin ünlüler için tasarlandığı/kullanıldığı pazarlamasını oldukça yoğun yapan bir parfümevi. Virgin Island Water için ise mütevazi davranılıp, sadece Creed ailesinin bir Karayip gezisinden esinlendildiği belirtiliyor.

İsim, tasarım ve konsept olarak en başarılı bulduğum Creed parfümüyle başbaşayız. Virgin Island Water, Creed ailesinin Porto Riko açıklarındaki Britanya kontrolünde bulunan Virgin Islands'a yapılan bir seyahate adanmış.

Parfüm, ilk olarak Karayipler denince akla gelen tüm steryotipleri yansıtıyor.


Ha bunlar nedir, parlak citrus, hindistan cevizi ve rom. Kokunun açıklanan notalarındaki tüm vesaireyi bir kenara bırakırsak, Virgin Island Water ağırlıkla bir lime, hindistan cevizi ve rom kokusu. Ünlü kokteyller Pina Colada ve Margarita kokularını fena andırıyor haliyle.

Yani kokunun görsel hali özetle bu:



Creed parfümlerinde sıklıkla rastlanan batch, yani bir üretim yılının diğerini tutmamasını, marka tamamen doğal hammaddeler kullanmasına, ve bunların her yıl rekoltesinde/hasadında/kalitesinde değişiklikler gösterebilmesine bağlıyor. Marka ile ilgili en çok kullanıcı şikayeti de bu konuda, bunca para verdiği bir konuda bir şişenin diğerini tutmayabilmesi.

Ben şahsen üç değişik Virgin Island Water deneyimledim. İngiltere'den aldığım elimdeki şişe şanslıyım ki en iyi diye bahsedebileceğim batch: Parlak bir lime, doğal bir Hindistan cevizi ve uzun süren performans.

Deneyimlediğim diğer VIWlerde ise daha kuru bi citrus açılış ve boğuk bir Hindistan cevizi aroması gördüm. Zaten Hindistan cevizinin parfümlerde çok riskli bir kullanım olduğunu düşünüyorum. Aşırıya kaçıldığında Marc Jacobs Man'de olduğu gibi gereksiz bir tatlılık, veyahut büyük umutlarla deneyip beğenmediğim Heeley Cocobello'da olduğu gibi boğuk bir nemlilik olabiliyor.

Neyse ki bu konuda Virgin Island Water'ın bahsettiğim iyi batch'i gerçekten alanında tartışılmaz bir kral.



İlk sıkıldığı andan itibaren, tenden uçana kadar ilerleyen lime-hindistan cevizi- rom kombosu, kaliteli bir kokteyl ve parti ortamı gibi kokuyor.

Şüphesiz bir yaz ve spor giyim kokusu olan Virgin Island Water'ı bu tip kokuları seven parfümseverlerin es geçmemesini özellikle öneriyorum.

Koku: 8 Kalıcılık : 7 Farkedilirlik: 7 Genele Hitap: 7


22 Eylül 2014 Pazartesi

A Lab on Fire – What we do in Paris is Secret




Çıkış Yılı: 2012    
Tasarım: Dominique Ropion

Üst nota: Bergamot, Bal, Liçi meyvesi
Orta nota: Gül, Vanilya, Helyotrop

Dip nota: Tonka fasülyesi, Sandalağacı, Griamber


Gün geçmiyor ki muhtelif ilginç niş markalar çıkmasın. A lab on Fire da Amerika merkezli, tasarımcıları yüksek kaliteli malzemelerle tamamen serbest bırakıp parfümler tasarlatan bir proje. 

Çalıştığı parfümörler arasında Bruno Jovanovic, Olivier Polge, Carlos Benaim, Alberto Morillas, Dominique Ropion, Sophia Grosjman, Thierry Wasser gibi isimler mevcut.




Elit seviye burunlara yaptırılan bu kokular, Brooklyn çevresindeki yerel sanatçılar tarafından elle teker teker paketlenip, her şişesi ayrı bir eser olarak pazarlanıyor. Doğrudur, yapıyorlardır.





Parfümümüze gelirsek, şimdi isminden mütevellit insanı bir meraka cezbediyor, fakat Paris’te bir sır olarak yapılan şey, tatlı-meyveli bir kadın parfümüymüş, çok da matah bir şey değilmiş meğerse.

İsmi çok uzun olduğu için koku diyeceğim kısaca, koku, floral gourmand tarafının aslında sancaktarlarından olabilir. Floralliğini hafifçe gülden, gourmandlığını ise ağırlığını kırmızı meyvelerden olmak üzere vanilya ve badem ezmesivari bir kokudan alıyor.


İlk sıkıldığında bergamot çok iyi hissettirilmiş, çok sulu bir narenciye etkisi etrafı sarıyor fakat oldukça kısa sürüyor. 

Kırmızı meyveler (liçi) anında vanilyayla birlikte gülü bile bastırarak, sazı eline alıp çok da bırakmaya niyeti olmadığını koku tenden uçana kadar gösteriyor.







Tendeki 8 saati bulan macerasını ise aslında piyasa parfümlerinden biraz aşina olduğumuz tonka-sandal kombosuyla sonlandırıyor.


Bu parfümü özel yapan, baştaki kısa süren etkileyici narenciye, ve devam eden kırmızı meyve tatlılığı. 



Ağdalı meyveli yapısı nedeniyle feminen kullanıma yakın gördüğüm bu parfümü soğuk mevsimlerde 30 yaş altı kadınlara rahatlıkla önerebilirim.


Koku: 7 Kalıcılık: 8 Farkedilirlik: 8 Genele Hitap: 6



19 Eylül 2014 Cuma

Histoires de Parfums - 1828




Üst nota: Greyfurt, Limon, Mandalina, Okaliptüs
Orta nota: Biber, Küçük Hindistan cevizi (nutmeg)
Dip nota: Sedir, Tütsü, Vetiver, Çam

Gerald Ghislain ve Histoires de Parfums markası ile oluşturduğu duruşundan 1725 ile ilgili yazıda biraz bahsetmiştim.

1828 isimli parfümlerini de , bu tarihte doğan, dünyanın en büyük yazar ve vizyonerlerinden olan, benim de kişisel hayranlığım bulunan bir Fransız’a, Jules Verne’e adamışlar.





Bilimkurgunun babası Jules Verne (1828-1905), Nantes şehrinde dünyaya geliyor. Babası gibi avukat olma yolunda ilerlerken çekiyor emaneti ve esas sevdası edebiyata yöneliyor.  Paris edebiyat çevresinde Alexandre Dumas gibi elinden tutan adamlar da olunca, kısa hikayeleri yayınlanmaya başlıyor ve çok tutuluyor.


35 aşındayken de “Balonla Beş Hafta” romanı patlayınca Verne artık tutulamıyor. Edebiyatta yeni bir dal, bilimsel roman hoş geliyor. 80 Günde Devrialem, Denizler Altında 20.000 Fersah, Ay'a Yolculuk gibi eserleriyle modern bilim adamlarının bile çekinmeden ilham kaynağı olduğunu söyledikleri Verne'i saygı ve sevgiyle anıyoruz.




Parfümümüze gelince, Ghislain, 1828’i yaratırken bence özellikle aklında 80 Günde Devrialem varmış. Neden derseniz kokumuzun çok ilginç geçiş fazları var, üstten alta notaları takip ederseniz parlak narenciyeden hafif tatlıya, ve daha sert baharatlara doğru inen yolculuğu görüyoruz, koku da aynen böyle ilerliyor.

İlk sıkıldığında oldukça ferah, özellikle greyfurt ve okaliptüsün serinleyici etkisiyle yüze çarpan 1828, bir saat içersinde ilginç değişimler göstermeye başlıyor ve önce biraz tatlı tatlı nutmeg vurmaya başlıyor.

Bu safhasını da atlattıktan sonra tende uzun süre kalmaya devam edecek olan dip notalarıyla adeta bir odunsu-tütsülü parfüm gibi davranıyor. Yani Mösyö Fogg Akdeniz kıyılarından, Orta doğu üzerinden Hindistan taraflarına, ordan da yine direksiyon kırarak Sibirya çamlıklarına gitmiş gibi hissediyorum parfümün geçişlerini yaşarken.

Unisexliği yok, bence tam bir erkek parfümü, ve gene tam bir kapalı alan ve ofis kokusu, bahar aylarında bol uygulamayla dışarda da kullanılabilir.

Koku: 8 Kalıcılık: 7 Farkedilirlik:7 Genele Hitap: 8



16 Eylül 2014 Salı

Parfums de Marly - Herod




Çıkış Yılı: 2012
Tasarım: Olivier Pescheux

Üst nota: Tarçın, Biber
Orta Nota: Tütün, Osmanthus, Laden reçinesi,  Günlük tütsüsü (frankincense)
Dip nota: Vanilya, Sedir, Vetiver, Paçuli, Misk


Adı pek duyulmamış niş markalardan olan Parfums de Marly, ilhamını 1700lerde Fransa Kralı XV. Louis’nin atlarından alıyor.

O tarihlerde Fransa, Grasse ve Paris ile parfüm aleminde tartışılmaz tek lider. Kral da her gün sarayına ve saraydaki fıskiyelerden fışkırtılan sulara katılmak üzere parfüm üzerine parfüm ısmarlıyor. Hatta sarayın ismi bile halk arasında “la cour perfumée” – parfümlü divan olarak anılıyor.

Aynı zamanda atlara da pek sevdalı olan Louis’ye Tunus Emiri sekiz adet at hediye ediyor.  Marly şatosunda bakılan bu atlar, markanın ilhamı.

Modern  Safkan at yarışçılığına baktığımızda hemen hemen tüm atların aşağıdaki üç attan geldiğini görürüz. Louis’ye hediye edilen, ve markanın modelleri arasında bu atlar da mevcut. Anlatacağım parfüm Herod ama bunlar güzel bilgiler.

İŞTE O ATLAR:

Darley Arap: Modern yarış atı arap safkanların Y kromozomu takip edildiğinde, çoğunun soyunun 1704 yılında Suriye’den Sir Thomas Darley’nin bulup İngiltere’ye getirdiği bu safkan Darley’den geldiği görülür. 





Godolphin Arap:  İsmini kendisini çok seven sahibi  Lord Francis Godolphin’den alan bu safkan, aslında Fransız Sarayı’na  hediye dildiğinde Louis’den çok fazla ihtimam görmemiştir, hatta arabaya koşulduğu bile söylenir.  XV. Louis’den sonraki sahibi Lord Godolphin’in İngiltere’ye götürmesiyle ünü artmıştır. Bakın çok meşhur,  filmi çekilen Seabiscuit mesela bir Godolphin tayıdır.





Byerley Turk: Safkan İngiliz yarış atlarının atası olarak kabul edilir. Yüzbaşı Robert Byerley’nin, Osmanlı’nın başarısız  2. Viyana Kuşatması’ndan sonra Hrıstiyan orduların ele geçirdiği Buda kalesinde bu atı bulduğu söylenir.  Britanya’ya giden safkan, unutulmaz bir savaş ve yarış atı olarak tarihe geçer.





Marly şatosunda bakılan bu atların heykelleri halen Şanzelize’de görünebilir.















Bu da gördüğümüz üzre Herod'un şişesi.










Marly’nin en popüler parfümlerinden biri olan Herod’a ismini veren 1758 doğumlu safkan ise Byerley Turk’un bizzat torunu ve İngiliz atçılık tarihinde çok önemli bir safkan. Byerley’nin soyunu en iyi devam ettiren, çok başarılı bir yarış atı.

Tüm bu güzel bilgilerden sonra parfümümüze gelirsek, Herod, Tom Ford Tobacco Vanille kafasında, tütün ve vanilya egemenliğinde oldukça güzel bir parfüm.

Tartışmasız bir şekilde tatlı bir parfüm olan Herod’un ustalıkla işlenmiş performansı ve aurası, bu tatlılığının kapalı mekanlarda bile rahatça kullanılabilmesine el veriyor, fakat gene de tabi ki fazla sıkmamak da gerekiyor. TV’e göre çok daha sakin bir parfüm Herod.


Marly parfümleri


Orta notalarda, aslında en güzeli Jubilation XXV’de kullanılan günlük tütsüsü de kendini biraz gösteriyor, o tütün-vanilya tatlılığından sıyrılıp baharatlı tarafa da göz kırpmayı biliyor.

Dolayısıyla koku, sıradan bir TATLILI koku olmaktan ziyade düzgün baharat notaları da yedirilmiş, çocuksu bir tatlılıktan ziyade, sıcak ve romantik bir parfüm olmayı başarıyor.

Uygun dozajlama ile iç mekanlarda da kullanılabilir, fakat gene de ideal kullanımı dış mekan ve soğuk havalar.

Kokusuyla iç ısıtan, ancak fiyatıyla biraz cep yakan Herod, tatlı parfümleri sevenler için şaheser olmaya aday.

Koku: 9 Kalıcılık: 7 Farkedilirlik: 7 Genele Hitap: 7